| İnsanların köpekbalığı derisinin faydalı
niteliklerini bilmediğini söylemek pek doğru olmaz. Örneğin 100
yıldan fazla bir süredir onun zımpara olarak kullanıldığı biliniyor.
Köpekbalığı derisi sahip olduğu yapı sebebiyle özellikle mobilyaların
parlatılmasında bir zamanlar vazgeçilmez bir malzeme halini almıştı.
Geçtiğimiz bir kaç on yıl zarfında yapılan araştırmalar sonucunda
bir kullanım alanı daha ortaya çıkmaya başladı: Su içinde hareket
ederken oluşan direncin
azaltılması...
Önceleri Sovyet bilimadamları bazı
köpekbalıklarının yüksek hidrodinamik performanslarının sebepleriyle
ilgilendiler ve deri yapısının niteliğinin buna olan büyük katkısını
farkettiler. Bununla birlikte söz konusu araştırmalar tamamen askeri
amaçlarla yapıldığından ve o yıllardaki malzeme teknolojisi uygun
malzemelerin imal edilmesine olanak vermediğinden bu projeler rafa
kalkmış oldu. Sonraları bazı Amerikalı araştırmacılar aynı teknolojinin
uçak gövdelerine uygulanması konusunda çalıştılarsa da onlar da
çeşitli nedenlerle bu teknolojiyi gerçek hayata uyarlayamadılar.
Fakat özellikle bu iki ülkenin liderliğinde büyük askeri araştırma
geliştirme bütçeleriyle yapılan çalışmalar sonucunda önemli bir
bilgi birikimi oluştu.
Çok
basite indirgersek, köpekbalıklarının derileri örneğin yunuslar
gibi son derece pürüzsüz değil tam aksine deri dişçikleri olarak
adlandırabileceğimiz geriye eğik ve düzenli bir şekilde deri üstüne
sıralanmış keskin yapılarla kaplanmıştır ve ilk anda akla gelebilceğinin
aksine bu pürüzlü yapı hayvanın direncini artırmak şöyle dursun
daha da azaltmaktadır. Daha az sürtünme direnci daha düşük güçle
daha hızlı yol alabilmek anlamına gelir ve üstelik bu tip bir teknolojinin
uygulama alanı ilk anda tahmin edilebilenden çok daha geniştir.
Yandaki çizimde gördüğünüz "büyük beyaz köpekbalığı"nın
(sayfanın başlangıcındaki foto) gövdesindeki dişçiklerden bir örnektir.
Burada A üstten ve B yandan görünüşü temsil etmektedir
ve balığın başı sol taraftadır (buradaki görünüm gerçeğine oranla
oldukça büyütülmüştür). Şunu da unutmamak gerekir ki hayvanın derisi
üzerindeki bu yapıların şekil ve büyüklükleri gövde üzerinde bulundukları
yere göre değişiklik gösterirler.
Tüm
bunlara karşın ilk başarılı uygulama mayo sektöründen geldi ve Speedo
firması bu potansiyeli ticari bir başarıya dönüştürmeyi başardı.
Speedo firmasının ilk geliştirdiği ürün olan Aquablade adlı kumaş
ile imal edilmiş mayolar 1996 Atlanta Olimpiyatlarında kamuoyunun
dikkatini çekti. Sonuçta bu olimpiyatlardaki yüzme madalyalarının
%77'si bu mayoları giyen yüzücüler tarafından kazanıldı.
Daha sonra yapılan ar&ge çalışmalarıyla
bu teknoloji daha da geliştirildi. 16 mart 2000 tarihinde yine Speedo
tarafından piyasaya sürülen ve köpekbalığı derisini taklit eden
Fastskin adlı kumaştan üretilen mayolar (yandki foto) daha da yüksek
performans gösterdiler.
Test sonuçlarına göre Fastskin Aquablade'den
%3 daha az sürtünme direncine sahiptir ve en pürüzsüz kumaştan da
yaklaşık %7.5 daha hızlıdır. Fakat bu kumaşın sporcular tarafından
kullanılmasının sportmenliğe gölge düşürdüğü yolundaki eleştiriler
oldukça yaygındır. Bu nedenle uluslararası yüzme federasyonu FINA
ancak kasım 1999 yılında bu kumaşın yüzme yarışlarında kulanılabilmesini
onyalamıştır.
Sonuç olarak Sydney 2000 Olimpiyatlarında;14 dunya
rekorundan 11'i bu mayoları giyen yüzücüler tarafından kırıldı ve
33 altın madalyadan 27'si de (%82) yine bu mayoları giyen yüzücüler
tarafından kazanıldı.
Köpekbalıkları çok değişik türlere sahiptir ve bü türler
boyutsal olarak büyük çeşitlilik gösterirler. En büyük köpekbalığı
olan balina köpekbalığı (Rhincodon typus) 13 metreden daha uzun
olabilirken pigme kediköpekbalığı (Eridacnis radcliffei) ancak 22-25
cm'lik bir boya ulaşabilir.
Genel olarak köpekbalıklarının
vücut şekilleri su direncini azaltacak ve yüzme eforunu en aza indirecek
şekilde mükemmel bir hidrodinamik yapıya sahiptir. Yüzgeçleri kıkırdak
çubuklarının etrafında bulunan çok ince bir et tabakası ve bunları
kaplayan deriden oluşur. Bu yüzgeçlerin görevleri, itiş gücü sağlamak,
yüzerken kaldırma kuvveti oluşturmak ve yüzüş dengesini sağlamak
olarak sıralanabilir.
Balık üzerindeki su direncini
üç temel sisteme ayırabiliriz:
Sürtünme direnci, deri ile etrafında oluşan sınır
tabaka arasındaki sürtünme sebebiyle oluşur. Bu tip direnç eğer
sınır tabaka türbülanslı akışa karşı savunulursa azaltılabilir.
Basınç direnci, hareket eden köpekbalığının bu esnada saptırdığı
su akışı nedeniyle oluşur. Bu tip direnç sınır tabaka kararlı halde
tutulabilirse ve gövde boyunca temas halinde olursa yani akış gövdeden
ayrılmazsa azaltılabilir.
İndüklenmiş direnç yüzgeçlerin uçlarında ve arkalarında oluşur.
Bu üç tip direnç içinde en belirleyici olan sürtünme direncidir.
Açıksu
köpekbalıklarının ulaşabildiği süratler hakkında kesin veriler elde
olmamakla birlikte mako ve çekiçkafa (yandaki foto) gibi en hızlı
türlerin 45 deniz mili / saat gibi çok yüksek süratlere ulaşabildikleri
söylenmektedir. Böyle müthiş bir sürate ulaşabilmek için diğer bazı
niteliklerin yanında derinin direnç azaltıcı özelliklerinin de büyük
etkisi vardır.
En hızlı türlerde deriyi kaplayan dişçikler (yukarıdaki
çizim) yaklaşık 0.1 mm'lik aralıklarla dizilmiştir ve gövde üzerinde
bulundukları noktadaki akış hatlarına paralel ve geriye eğik olarak
yerleşmişlerdir. Son derece keskin kenarlı kenarlı olan bu yapıların
yükseklikleri balığın gövdesi etrafındaki akış içinde oluşan sınır
tabakanın içine girecek şekilde optimum bir değere sahiptir. Derideki
dişçik dizileri arasındaki enine mesafe de akış içinde oluşan minik
girdapların aralığından daha azdır.
Sonuç olarak bu yapı kendi yarattığı minyatür girdaplardan
yararlanarak yüzey etrafındaki akışın içindeki momentum değişimini
azaltır ve böylece su direncinin de pürüzsüz bir yüzeye göre daha
az olmasını sağlar. Su pürüzsüz bir yüzey üzerinden aktığında yüzey
etrafında küçük girdaplar oluşur ve bu girdaplar yüzeye dik akış
hareketlerine ve yüzey etrafında düzensiz basınç değişmelerine sebep
olarak akışı yavaşlatır. Köpekbalığı derisindeki yapılar ise kendi
oluşturdukları girdaplar ile bu kayıpları azaltırlar.
Köpekbalığı derisini kaplayan bu küçük dişçiklerin
boyutları balıkların cinslerine göre sabittir ve balık büyüdükçe
büyümez sadece sayıları artar. Bu dişçikler suda küçük girdaplar
yaratarak balığın yüzme verimini arttırır. Ayrıca bu dişçiklerin
yapıları optimum verimi elde edebilmek için balık üzerinde bulundukları
yerlere göre de farklılık gösterir.
Şu anda Speedo ve Adidas böyle teknolojiler üzerinde
çalışmaya devam ediyorlar. Bu fikir 1987 Amerika Kupasını kazanan
Stars and Stripes adlı tekeneye de NASA tarafından başarıyla uygulanmıştı.
Resmi olarak açıklanmamakla birlikte dirençte %10 a varan kazançlar
elde edilebilmişti ki bu %3-5 kadar bir hız artışı sağlar. (%10
luk hız artışı sağlayamaz çünkü direnç kabaca hızın karesiyle orantılıdır)
Tüm bu bilinenlere rağmen deneysel çalışmalarda laboratuvarlarda
üretilen sunı köpekbalığı derilerinde henüz tam bir başarı kazanılamadı
ve üretilen tüm suni deri yapıları hızlı yüzen köpekbalıları derilerinin
sağladığı direnç kazancına ulaşılamadı.
Sonraları yapılan araştırmalar bunun nedenlerini de
ortaya çıkardı. Köpekbalıkları deri altlarındaki kasları kullanarak
deri dişçiklerinin açılarını dinamik olarak ayarlayabiliyorlar ve
böylece dişçiklerin yüksekliklerini yüzdükleri sürate en uygun seviyeye
getirerek her sürat için maksimum direnç kazancını elde edebiliyorlardı.
Muteşem bir tasarım...
Araştırmacılar şimdi bu yeteneği de taklit etmek için
çalışıyorlar. İlk örnekler mems (mikro elektro mekanik sistemler)
adı verilen malzemeler olarak ortaya çıktı ve deneysel amaçlarla
uçak ve denizaltı gövdelerine uygulandı bile. Bu sistemlerde bir
bilgisayara bağlı binlerce basınç algılayıcının ölçtüğü değişimlere
göre uygun tepki yine bilgisayar tarafından hesaplanıp malzeme yüzeyine
uygulanıyor ve daha iyi direnç kazancı mümkün olabiliyor. Bununla
birlikte böyle aktif basınç düşürücü sistemlerin hayata geçirilebilmesi
için biraz daha zamana ihtiyaç var çünkü çok karmaşık, hassas ve
pahalılar. |