| 1953 yılında ABD donanması için denize
indirilen Albacore adlı denizaltı ile denizaltı tasarımda
bugün halâ geçerliliğini koruyan bir çok tecrübe elde edilmiş ve
hayata geçirilmiştir.
Aslında
tüm denizaltıcılık tarihi düşünüldüğünde en büyük gelişmeler 2.Dünya
Savaşı yıllarında, ağırlıklı olarak Almanya tarafından gerçekleştirilmiştir.
Diğer taraftan Japonya ve ABD de denizaltı teknolojisine büyük önem
vermiş ülkeler olarak öne çıkmışlardır. Bununla birlikte her iki
ülke de bu teknoloji alanında Almanya'nın oldukça gerisindeydi.
Bu savaş sırasında denizaltı kayıplarının aşırı derecede artması
sonucunda Almanlar, o zamana kadar fazla üzerinde durulmayan, denizaltıların
sualtında daha uzun süre kalma ve daha hızlı seyretme nitelikleri
geliştirmek için büyük çabalar harcadılar ve aslına bakılırsa bunda
tahminlerin de ötesinde başarılı oldular. Şınorkel ve Walter türbini
gibi sistemler, Tip21
ve Tip23 gibi zamanının çok ilerisinde denizaltılar hemen
akla gelenlerdir. Bu çalışmalar hakkında birkaç yazıyı yakın bir
zamanda bu sitede yayınlamaya çalışacağım... Savaştan hemen sonra
Amerikalılar ele geçirdikleri Alman Tip21
denizaltılarını kopyalayarak Tang sınıfı filo denizaltılarını
üretmeye başladılar. Yandaki resimde görülen bu sınıftan USS
Gudgeon bugün halâ, üretildikten 50 yıl sonra, Türk Deniz Kuvvetlerinde
TCG Hızır Reis adıyla kullanılmaktadır. Doğrusunu söylemek
gerekirse günümüzün teknolojisinin bu kadar gerisindeki bir denizaltının
hala Deniz Kuvvetlerimizde kullanılıyor olması çok üzücü bir durum
ama ne yazık ki her konuda olduğu gibi denizaltı teknolojisi konusunda
da tamamen dışa bağımlı hale gelmiş olan ülkemizin bir gerçeği de
bu ve daha da üzücü olan önümüzdeki birkaç on yıl içinde bu alanda
herhangi bir olumlu gelişme olmasının mümkün görülmemesidir...
Biz yazının ana konusuna dönelim. Albacore gerçekten
de radikal bir denizaltıydı ve yeni üretilen yüksek mukavemetli
HY-80 çeliğiyle imal edilen gövdesi tamamen sualtında yüksek sürat
için geliştirilmişti. O güne kadar üretilen hiçbir denizaltı bu
kadar düşük bir direnç katsayısına sahip değildi.
Öyle
ki 62.1m boyunda ve dalışta 1.850 ton ağırlığında olan bu denizaltı
sadece 136hp'lik bir güçle 7 deniz mili/saat'lik bir sürate ulaşabilmektedir.
Tam gücü olan 15.000hp ile ise kısa süreler için 33 deniz mili/saat
gibi, bir dizel elektrik denizaltı için müthiş kabul edilebilecek
bir sürate ulaşabilir.
Albacore'nin gövdesi boyuna ekseni etrafında
tamamen simetriktir, başka bir deyişle iki ucu parabolik bir torpile
benzer. Gözyaşı damlası olarak nitelenen bu tip gövde şekilleri
sahip oldukları düşük direnç nitelikleri sebebiyle pek çok durum
için yüksek bir performans elde etmek için vazgeçilmezdir. O güne
kadar üretilen tüm denizaltılarda uygulanan uzun ve dar gövde yapısının
(yukarıdaki resimde görülen Hızır Reis gibi) aksine Albacore
oldukça kısa ve geniş yani dolgun bir gövdeye sahiptir. Buna rağmen
akış hatlarına olabildiğince uyan gövde şekli özellikle yüksek süratlerde
büyük bir direnç üstünlüğü meydana getirir. Albacore için
gerçek bir denizaltı şekline sahip ilk gemi demek yanlış olmaz.
Gözyaşı damlası formundaki gövdesi yıllarca süren kapsamlı
model testi çalışmalarının bir sonucudur. Orijinal gövde şekli birinci
dünya savaşında kullanılan R101 zeplinine ait formun kapsamlı
ve büyük ölçekli rüzgar tüneli testleriyle iyileştirilmesiyle elde
edilmiştir. Yandaki resimde böyle bir test çalışmasını görüyorsunuz.
Bu gövde şeklinin bir diğer üstünlüğü de önceki nesil
tüm denizaltılarda rastlanan, yüksek süratlerde oluşan hidrodinamik
dengesizliklerin ve bunun sebep olduğu denizaltı kontrolünün tamamen
kaybolması tehlikesinin bu modelle oldukça azaltılması olmuştur.
Teknenin manevra nitelikler de mükemmeldir ve 3.2o/saniyelik
bir dönüş oranına sahiptir.
Sonuçta bugün kullanılan hemen tüm denizaltılar daha
hızlı, daha iyi manevra yapabilen, gövde etrafında oluşan daha düzgün
akış sebebiyle daha sessiz yüzebilen ve aynı sebeple kendi sonarları
daha iyi performans gösteren ve yine aynı sebeple pervanesine daha
temiz akış geldiğinden daha yüksek sevk verimine sahip ve daha düşük
pervane gürültüsüne neden olan bu ve bu yaklaşımdan türetilmiş gövde
şekillerinde imal edilirler. Bunlar arasında en radikal örnek ise
dünyanın en hızlı ve en derine dalan filo denizaltısı olan ve artık
kullanımdan kalkan ünlü Sovyet nükleer hücum denizaltısı Alfa'dır...
Tamamen bir teknoloji geliştirme ve test aracı olarak
inşa edilen Albacore üzerinde bu nedenle çok sayıda önemli
değişiklikler yapılmış ve denenmiştir ve denizaltı aynı nedenle
tamamen silahsızdır.
İlk aşamada kıçta ve boyuna simetri ekseni üzerinde
1 adet 5 kanatlı pervaneye sahip olan ve 26 knot sürate erişebilen
denizaltı daha sonraları yerleştirilen aynı eksen üzerinde ters
dönüşlü çift pervane ve gümüş-çinko aküleriyle 33 knotluk sürate
erişilebilmiştir. İlk modelde standart + kuyruk düzenine sahip olan
denizaltı üzerinde daha sonraki safhada X kuyruk düzeni (sayfanın
altındaki resimlere bakın) de test edilmiş ve başarılı sonuçlar
elde edilmiştir. Bununla birlikte X kuyruk düzeni takip eden hiçbir
Amerikan denizaltısında kullanılmamıştır.
Fakat iki ülke Hollanda ve İsveç bu fikri kendi tasarımları
olan denizaltılara başarıyla uygulamışlardır. X kuyruk düzenin en
önemli avantajı denizaltının dibe tamamen oturarak daha iyi saklanmasına
imkan vermesidir oysa + kuyruk düzenine sahip bir denizaltı bunu
yaparsa alt dikey dümeni hasar görür. İsveç ve Hollanda Deniz Kuvvetlerinin
harekat yaptıkları denizlerin (Baltık ve Kuzey Denizi) yeterli sığlıkta
olması (hemen hiçbir yerde derinlik 200 metreyi geçmez) bu iki deniz
kuvvetinin X kuyruk düzenini seçmesinde önemli bir etken olmuş olabilir.
Ayrıca X kuyruk düzeninin, ilk olarak F-16 savaş uçakları için geliştirilen
telle uçuş elektriksel kontrol sistemiyle birleştirilmesiyle
denizaltının tek kişi tarafından 3 eksende mükemmel olarak kullanılabilmesi
de mümkün olmaktadır. En yeni geliştirilen sistemlerde ise bu iş
için elektrik telleri ve sinyalleri yerine fiber-optik kablolar
kullanılarak ışıkla uçuş yöntemine geçilmiştir.
İlk modelde gövde üzerinde baş yatay kontrol yüzeyleri
ve yelkenin firar kenarında bulunan bir dümen (sayfanın altındaki
resimlere bakın) de denenmiş ve daha sonraki denemelerde her iki
sistem de iptal edilmiştir. Ayrıca bazı yeni safra kontrol yöntemleri
de denizaltı üzerinde kapsamlı olara denemiştir. Uçaklardaki hava
frenlerine benzeyen bir su freni sistemi de ilk kez bu denizaltı
üzerine uygulanmıştır.
19 yıl hizmmette kalan bu denizaltı özellikle sürat,
derinlik değiştirme, sualtı manevrası alanlarında kapsamlı olarak
denenmiş ve elde edilen verilerin ışığında bugünkü modern denizaltılar
geliştirilmiştir. Sonuç olarak ilk nükleer denizaltı olan Nautilus
ile ilk gelişmiş gövde şekline sahip olan denizaltı Albcore'un
birleştirilmesi ile üstün bir sualtı performansına sahip olan Skipjack
sınıfı SSN'ler ortaya çıkmıştır.
Albacore üzerinde denenen
bazı önemli kavramlar
- Boyuna eksen üzerinde tam simetrik gövde şekli
- Pervanenin teknenin simetri eksenine yerleştirilmesi
- Düşük boy / çap oranı; 7.5:1
- HY-80 yüksek mukavemetli çelik
- Kıç kontrol yüzeylerinin pervanenin önüne alınması
- Aynı eksende ters dönüşlü çift pervane sistemi
- Su frenleri
- Çekili dizin sonarlar
- Gümüş-çinko aküleri
- Gürültü azaltma yöntemleri
- Yüksek basınçlı hidrolik sistemler
- Gövde üzerinde sonar dizinleri
- Hafif Wright radyal dizel motorları
- X şekilli kıç kontrol yüzeyleri
- Yelken dümeni
- Tek elemanlı uçak tipi denizaltı kontrol sistemleri
|